Minkari Teknikleri
 
« Önceki Sayfa Sonraki Sayfa »
 

SUNUŞ

...acile bir vaka getirdiler. Adam göğsünden bıçaklanmış, genel durumu çok kötü, can çekişiyor. Hastayı hemen ameliyathaneye aldırdım. Tarık Hoca' ya haber saldım. Koşarak geldi.

-"Çocuklar çift eldiven, çift gömlek." Hemşire telaşla masayı hazırladı. Hastanın iki koluna kanlar takıldı. Hasta entübe edildi, çevrildi, yan yatırıldı. Tarık Hoca acele sağ torakotomi yaptı. Göğüs boşluğu kan gölü; aspirasyon. Kan emmekle bitmiyor. Tarık Hoca, ŞAHİN gibi. Kanayan yeri gördü; klampaj. Tam isabet; ligatürler, dikişler. Hasta kurtuldu.

Altı ay sonra bir yaz günü plajdayız, sahilde yürüyoruz. Yanımızdan bir adam geçiyor. Hoca adamı göğsündeki ameliyat izinden tanıyor. Adam bizi görüyor ama selamlamadan geçip gidiyor... *

Dr. Tarık Minkari' den EFSANE CERRAH Prof. Dr. Tarık Minkari'ye uzanan yolda böyle karşılık beklemeden, ayakta saatlerce kan ve ter içinde, ameliyathane lambalarının parlak ışıkları altında geçen yarım asır; on binlerce ameliyat. Tuzak dolu en zor ameliyatlardan, daha önce açılmış düzeltme ameliyatlarından, toplumun en üst düzey kişilerinin ameliyatlarına kadar hepsinden alnının akıyla, tertemiz, başarıyla sıyrıldı Tarık Hocam.

Tarık Hoca'nın ameliyathanesini merak edenlere kısa bir anekdot: ... Fakat ameliyathanedeki PATRON bambaşka bir insandır. O neşeli, bol kahkaha atan kişi gider, yerine OLAGANÜSTÜ CİDDİ, EN UFAK BİR HATA YI ASLA AFFETMEYEN biri gelir. Ben Dr. Minkari' yi ameliyat yaparken bir keman virtüözü ile özdeşleştiririm. Kemanına sevgi ve tutku ile eğilerek notaların gizlediği ilahi müziği çalan bir usta gibi TRANS haline geçer. Ameliyathane artık bir konser salonu gibidir. Orada mevcut saygılı, huşu dolu sessizlik aynen ameliyathanede de hâkim olur. Ekibi bu virtüöze layık olmaya çalışan bir orkestradır. Trans bir güç Dr. Minkari'nin ellerini harekete geçirir. Tanrı'nın yarattığı en mükemmel varlık olan insanda mevcut kutsal dengeyi bozmaya yeltenen etkeni hemen bulur ve onu inanılmaz bir maharetle onarır. Direkt hedefe gider. Daima en iyisini yapmak ister. Bu çalışma süresi içinde Tarık Hoca'nın ortamla ilgisi kesilmiştir. O sanki başka bir alemdedir, başka bir boyuttadır. İlahi kudretten aldığı enerji ile sonsuz bir dikkat, sonsuz bir beceri, sonsuz bir güç kazanır. Beş, altı saat süren ameliyatlarda bile bir an olsun bu hasletinden sıyrılmaz, BAŞLADIGI GİBİ BİTİRİR. Başka bir boyutta olmanın gerektirdiği konsantrasyonu bozacak herhangi bir faktör, bir ses, bir gürültü onu inanılmaz derecede rahatsız eder. **

Tarık Hoca'nın enerjisi ve hasta ile ilgisi ameliyattan sonra da kesintisiz devam eder. Yorgunluğun ne olduğunu bilmez. İlgisini ve dikkatini hasta taburcu oluncaya kadar hiçbir şekilde dağıtmaz, azaltmaz. Hatta gerekirse hastasının yanında yatarak geceyi geçirir.

Tarık Hoca'nın cerrahiye yeni başlayan asistanına ilk öğüdü şöyleydi: " o kadar çok tedbir al ki komşular gü1sün. Ayrıca ben hastayı ameliyat ederken ilahi bir gücün beni gözetlediğini hissederim ve ona layık olacak şekilde çalışırım."***

* Bir Cerrahın Anıları (2) s. 212
** Bir Cerrahın Anıları (2) s. 234
*** Bir Cerrahın Anıları (2) s. 194

Tarık Hoca ameliyat öncesi radyolojik hazırlığa çok büyük bir titizlik ve ilgi gösterirdi. Hoca tetkiklere radyologla birlikte bizzat girer ve ekrandan incelemeyi takip ederdi. Mide ve kolon tetkiklerinde, vakanın özelliğine göre grafilerden daha uzun süreli takipleri kendi de başında olarak mutlaka izlerdi. Postop takiplerde hastaları, rencide etmeyecek şekilde fakat istediğini ve görmek istediği neticeyi ortaya koyacak şekilde incelerdi. Radyolojik modalitelerin artmış olduğu dönemde, günümüzde de dışarıda yapılmış olan tetkikleri mutlaka konsülte eder ve gerekirse aynı bölgenin yeniden tetkikini yaptırırdı. ****

Tarık Hoca ameliyat için yatırdığı hastayı önce hastalığı hakkında bilgilendirir daha sonra yakınlarını bir odaya alıp ameliyatla ilgili detayları ve ameliyat sonrası beklentileri izah ederdi. Ameliyattan sonra gene hastanın çevresindeki yakınlarını toplayıp bütün detayları anlatırdı. Hoca ameliyatla çıkardığı piyes ilginç ve önemli ise mutlaka zaman kaybetmeden bizzat kendisi Cerrahpaşa'daki fotoğrafhaneye götürür ve başında durarak piyesin resimlerini çektirtip arşivine koyardı. Komplike ameliyatlardan bir iki gün öncesinde Hocamızda bir durgunluk hissedilir; sık sık hastaya uğrar, nasıl bir ameliyat yapacağını ve nelerle karşılaşabileceğini düşünür ve planlardı. Komplike, çok zor ameliyatlardan sonra müdahale arzuladığı gibi başarılı geçmiş ise ekip olarak bir lokantaya gider kutlardık. Bazen açtığı vakalarda yapabileceği fazla bir şey yoksa ve elinden fazla bir şey gelmediyse Hocayı bir hüzün basardı. Bilhassa genç hastalarda aşırı etkilenir ve Sarayburnu sahiline giderdi. Rıhtıma çarpan dalgalar karşısında dimdik durup uzaklara dalardı, ta ki ıslanana kadar... *****

Tarık Hoca ameliyat ettiği hastaları nasıl bir özveri, ciddiyet ve titizlikle takip ettiyse onlara ait filmleri, patolojik resimleri ve diğer belgeleri de daima sakladığını ve arşivlediğini gördüm. Daha sonra bunları, diğer meslektaşlarının ve öğrencilerinin yararlanmasını sağlamak amacıyla bilimsel yayın haline getirmeye büyük önem verirdi. Evinde masasının üzerine yayılarak daktilosunun başına geçer, saatler boyu uğraşır, şekilleri kendisi seçer, onların üzerini letrasetle bizzat işaretler, teknik şekillere büyük önem verirdi. Bu örnek bilimsel kapasitesi sonucu 254 tıbbi makale ve 10 kitaba imza atmıştır.

Tarık Hoca' nın Özofagus hakkında 43, Mide-duodenum hakkında 70, Diafragma hemileri hakkında 11, Karaciğer hakkında 21, Safra kesesi ve Safra yolları hakkında 22, Pankreas ve Periampüller bölge hakkında 25, Portal hipertansiyon ve Dalak hakkında 4, Kolon ve Rektum hakkında 18, Periton ve Retroperiton hakkında 5, Fıtıklar hakkında 4, Tiroid hakkında 2, Parotis hakkında 2, Toraks ve Mediasten hakkında 23, Tıp Tarihi ve Deontoloji hakkında 5, toplam 254 tıbbi makalesi yayınlanmıştır.

Prof. Dr. Tarık Minkari'nin tıbbi kitapları, Lobektomi ve Pnömonektomiden Sonra Bronş Güdüğünün Kapatılması, Engel- Steinberg' in Pantolon Şeklinde Anastomoz Tekniğini Hedef Tutan Bir Modifikasyon ve Total, Proksimal ve Distal Gastrektomilerden Sonra Hazım Yolu Temadiyetinin Yeniden Tesisine Matuf Orijinal Prosedelerin Takdimi, Mide Kanseri Cerrahisi ve Neticeleri, Özofago-koloplastiler, Mide Tümörleri ve Cerrahisi, Özofagus Cerrahisi I, Özofagus Cerrahisi II, Hepatektomi Cerrahisi, Pankreas Cerrahisi ve Ameliyat Sonrası Ana Safra Yolu Darlıkları ve Onarım İşlemleri olarak sıralanmaktadır.

**** Dr. Zeki Erkorkmaz ile kişisel görüşme
***** Dr. Hamdi Hacıbedel ile kişisel görüşme

Ben Tarık Hoca ile 1975 yılında stajyer doktor iken tanıştım. Hocam "ben cerrah olmak istiyorum, ne yapayım?" diye sorduğumda cevabı çok kısa olmuştu: "ÇOK ÇALIŞ"

Hocamın bu öğüdünü uyguladım, kendime örnek olarak Tarık Hoca' yı aldım. O benim cerrahi idolüm oldu, bizim nesildeki çoğu arkadaşım gibi. Ona ameliyatlarda olanca gücümle asiste ederken hem hayranlıkla izledim, hem de en ufak bir hareketinde bile bir hikmet olduğuna inandığımdan beynime kaydettim. En zor vakaları hocama hem danıştım hem de yapmasını rica ettim. Karşısına geçip yardım ederken yalnız kaldığımda nasıl davranacağımı hesaplıyor, cerrahi ilahının her şeyini kendime örnek alıyordum.

Bilirsiniz mahalle arasında çocuklar top oynarken bir yandan da kendilerini meşhur futbolcularla özdeşleştirip kendilerine onun adıyla hitap ederler. İşte ben de cerrahide Tank Minkari' yi oynadım. Doçentken de, profesör olduktan sonra da Hocanın başasistanı olarak çalışmaya gururla devam ettim.

25 Eylül 1992 günü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Oditoryumu'nda Tarık Hoca' ya muhteşem, eşi benzeri görülmemiş bir tören yapıldı. Bu törende ben de konuşma şansı bulmuştum. Geçen günlerde' Bir Cerrahın Anıları (2) Anılar, Portreler, Tören' başlıklı Hocamın emekli olduktan sonra yazdığı ikinci kitabını okurken kendi konuşmamda bir konu dikkatimi çekti. Konuşmamda Hocanın yazdığı kitapların isimlerini sayarken 11. kitap olarak şöyle demişim: "Cerrahi Teknikte Kişisel Katkılar. Bu son kitapta özofagus, mide, pankreas, safra yolları, kolon, diafragma, bronş ve pelvik ekzantrasyon cerrahisinde kullanılmış 18 orijinal kişisel teknik ve modifikasyonlar yani MİNKARİ TEKNİKLERİ anlatılacaktı."

O gece bu konu aklıma takıldı, gece boyu düşündüm. Ertesi sabah erkenden hocamı aradım. Acaba bu kitabı yazma şerefini, o şansı bana verebilir miydi? Buna çok hevesliydim, bu adeta benim misyonumdu. Gelecek nesillere MİNKARİ TEKNİKLERİ yazılı olarak aktarılmalıydı. Sevgili Hocam bu arzumu kırmadı, her zamanki babacanlığı ve nezaketi ile beni teşvik ederek, her konuda olduğu gibi bu konuda da bana yardımcı olacağını söyledi ve elindeki materyelleri bana aktardı. Kendimi böyle bir kitaba imza atabildiğim için gerçekten şanslı görüyorum, büyük mutluluk duyuyorum. Hocama bana bu imkanı tanıdığı için sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Prof Dr. Sadık Perek

 

  sayfa başı